elde var 75 tir…
Ekim 31, 2008
Ger dilersiz bulasız oddan necât
Mustafâ-yı bâ Kemâl’e essalât.
Ol Zübeyde, Mustafâ’nın ânesi
Ol sedeften doğdu ol dürdânesi!
Gün gelip oldu Rızâ’dan hâmile
Vakt erişti hafta ve eyyâm ile.
diye başlayan ve Süleyman çelebinin mevlidine öykünerek Atatürk’e ithafen yazılan mevlidin şairi B.Kemal Çağlar ve
“garibim namıma kerem diyorlar
aslı’mı el almış haram diyorlar
hastayım derdime verem diyorlar
maraşlı şeyhoğlu satılmış’ım ben”
diyen Han Duvarları’nın şairi F.Nafiz ÇAMLIBEL ile kafa kafaya vererek yazdığı ve Cemal Reşit Rey’in bestelediği Onuncu Yıl Marşı vaktiyle yazılması elzem bir şiir söylenmesi şart olan bir marştı. Hakikaten 10. Yıl ve yakışır bir marş.
10 yılda açık alınla çıktığımız onca savaştan yazdığımız sayfalar dolusu şanlı tarihin ardından 80 yıldır kazanamadığımız ekonomik savaş, bitiremediğimi z terör belası, nihayetlendiremediğimiz yaftalama hastalığımız ve beraberinde sonlandıramadığımız kardeş kavgaları…
10 yılda yaratılan 15 milyon genç Çanakkalede sakaryada yitirilen aydın münevver bir neslin yerine namzet, tarihe gömme dalaletine düşmediğimiz bastığımız yerleri toprak diye geçmemize mani bir nesil. Kökü geçmişte bir ati. 80 yılda yaratılan 0 onbeş milyon gencin çocukları , torunları hatta ve hatta onları cennete götürecek kadar torunlarının torunları. Doyuramadığımız eğitemediğimiz sadece çoğalttığımız hep “yeni nesil” diyerek eleştirdiğimiz, “gençlik eldeyken de kardeşim devran sürmedim” diyemeyecek kadar ehl-i keyf ya da dese de utanmayacak kadar suçsuz.
Bütün dünyanın saydığı, Yüzyılın adamı ilan ettiği ama bizim bir türlü ne yaptığını bilemediğimiz anlamamak noktasındaki mukavemetimizin anlaşılamayacağı, bize” bir doktrin bırakmadığını ilim ve fenni bıraktığını” ifade etmesine rağmen pek itibar etmediğimiz kimin nasıl kullanacağını bilemediği diğerinin nasıl karalayacağına kanaat getiremediği açtığı yolda gösterdiği hedefe hiç durmadan yürüyeceğimize daha da ileri giderek varlığımızı Türk varlığına armağan edeceğimizi vaad ettiğimiz izinden gitmek yerine izinde geçirdiğimiz Ulu Önder M.Kemal ATATÜRK.
10 yılda kurulan ve çivi çakma muvaffakıyetine varamadığımız sadece üzerinde hızlandırılmış tren facialrını bu millete yaşattığımız demiryolları. Halil Rıfat Paşa’ya hiç mi kulak vermedik? O “Gidemediğin yer senin değildir” derken. küreselleşen dünyada, Osmancık misali ‘Karacahisar’dan ötesini ’ görmeyi ne zaman düşleyeceğiz? Demiryolları ne zaman nostaljik yolculuklara ev sahipliği yapmaktan gariplerin mecburi istikameti olmaktan ne zaman kurtulacak?
Göğsümüz hala tunç siperi midir bilemem ama kimilerine göre, tarihin tekerrür ettiğinden nasibini almamayı şart edinmiş kimileri, artık Türk değil Türkiyeliyiz. Bu bir gerçek.
Türk’e durmanın yakışmayacağı aşikar olsa da durmanın yerinde saymanın bile müspet karşılanabileceği bir gerileme. 85. yılda 10. yıl marşını ciğer dolusu haykırmayı marifet sayacak, temcit pilavından bile kusturacak kadar.
Tarihten önce olduğu gibi sonra da var olacak olan dünyaya söyleyecek çok sözü vereceği çok ders olan bir millet için 100. yılına hızla yaklaştığımız ve dünya döndükçe yeni yüzyıllarını kutlayacağımız Cumhuriyet için 75 yıl geriden gelmek ne kadar trajik olsa gerek.
85. yılında geleceği kucaklamayı hedeflemeyen atalarının yüzüne nasıl bakacağını kendine dert edinmeyen, neyi merak etmesi gerektiğinin ayırdımına varamamış, tarihe karşı sorumluluk şuuru taşımayan biz gençler için müstacelen bir dimağ tenkıyesi; yüksekliğin hududun olmadığı belirtilerek verilen cumhuriyeti yükseltmek ve yaşatmak görevini hakkıyla ifa edebilmek adına zaruridir.
Cumhuriyetimizin 85. yılı kutlu olsun. Nice nice yıllara…
Şubat 3, 2009 at 3:58 pm
Hocam sen halen yazmaktamısın buraya??!
Benim haberim yoktu inan, bilseydim arasıra okurdum. Yine döktürmüşsün.
Saygılar vesselam.