hal-i pür melalimdir…
Ocak 27, 2008
Ankara kışının sabah soğuğu. Hasrete, ayrılığa dair ne söylenmişse şiir, şarkı, türkü herbiri bir bir dilimin ucunda yanan yüreğimin kuytularını dağlamakta…
Susmalıyım çığlık atarcasına hem de. Hüznümde boğulmalıyım “elveda” yı duymadan “hayırlı yolculuklar” demeden el sallamalıyım. Yüzüne hele gözüne hiç bakmamalıyım; bilirim kendimi. yoksa…
Dayanamam gidişlere ayrılışlara kalakalışlara. Son dokunuş yerini son bakışa bırakıverir akreple yelkovan az sonra çalacak veda çanına yetişme kaygısıyla birbirini kovalarken…
Boyun bükülür de başını kaldırıp bakmak yürek işidir gidenin ardından. Kalakalırsın yalnızlığında, karışsan da kalabalıklara hep bir yanın yalnızdır diğer yanın hasretteyken. Yüzün hüznün yüzüdür ve ilerlerken gideceğin yeri bilmeksizin bilsen de umursamaksızın dilinden dökülüverir gözünden dökülemeyenler…
Son bir bakışla
Merhaba diyorum hasretine
Son gülüş anı hatırda kalan
Vuslat özlemindeki hayalin
Seninle başladı her şey
Gece kendi etrafımda dönmemle
Gündüz sana görünmemle oldu.
Ve mevsim hep bahardı
Seninle ilk, sensizken hep son…
Adrenalin hormonumun varlık delili
ve kalp atışlarımın ritm bozukluğu
ve umut etmenin en güzel yanı
ve hayal dünyamın vazgeçilmez sürgünü…
Yokluğunun gözyaşları
Mecutluğunun gamzelerisin
Uzaklığında bile fiziki mekanda
Ruhumun bamtelindesin.
Bana benim varlığımı tattıran
Sana sensizliği anlatamasam da
seni sensiz bırakacak
ve sana senden kalmayacak kadar
Benimsin, Miladımsın.
HAYIRLI YOLCULUKLAR MEHLİKAM
Ocak 30, 2008 at 10:43 am
Bu yazının üstüne mehlika dan bir yazı cevap yorum bekliyoruz bu bir kamuoyu beklentisidir.
Şubat 25, 2008 at 4:08 pm
Bu şiire güzel demek yetmez, okadar güzel anlatmışsınki sevgiyi yüregine saklık selamlar
Mart 7, 2008 at 10:20 am
Yazı çok başarılı hatta üzerine bir söyleme hakkını bile kendimde göremiyorum.
Buraya yeni yazı var mı diye girdim aslında ama ruhsal bir kırgınlık yaşayacağım aklıma gelmezdi lezzetli bir yazı okuma istediğimin karşılanmamasını bilmiyorum hangi blog sayfasında bulabirim şimdi…
Acaba yazarımız bürokratik bir hastalığa mı tutuldu….